Basketbol hakkında daha önce
18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te
yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim
içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan
Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda
bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı
dizisi ile karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı disizinin beşinci bölümünü okumaya başladınız bile. İlk bölüme buradan, ikinci bölüme buradan, üçüncü bölüme buradan, dördüncü bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.
--
--
Tarih: 24 Şubat 2015
Knicks'in derecesi: 10-45
Celtics ile yapılacak maç için Boston'a gerçekleştirilecek uçuştan bir gün önce Phil Jackson, sıradan sandalyeler ve kaydadeğer derecede temiz bir masanın bulunduğu Knicks'in Tarrytown antrenman merkezindeki bir odada oturmaktadır.
Madison Square Garden'ın resmi fotoğrafçısı George Kalinsky'e ait, 1970'in şampiyon Knicks takımının -genelde yerel kitle bu takımdan "Eski Knicks" şeklinde bahseder- duvarlarda yer alan poster boyutundaki fotoğrafları, odadaki en ilginç objelerdir. Walt Frazier'ın şut için havadayken çekilmiş bir fotoğrafı vardır. Red Holzman'ın Knicks benchinin önünde birilerine bağırırken ki karesi yer alır. Diğer fotoğraflar Willis Reed, Bill Bradley, Cazzie Russell, Dick Barnett odaklıdır. En eğlenceli olanı ise, Dave DeBusschere'in, hali hazırda ıslanmış olan Howard Cosell'ın peruğundan aşağı şampanya döktüğü fotoğraftır.
O sezonu kemik erimesinin iyileşme süreci nedeniyle kaçıran Jackson'a ait izlere ise rastlanmamaktadır
Jackson paltosunu ve ağzına kadar dolu evrak çantasını yanına alır ve Marty onu Tarrytown'da yer alan ve adını Marx kardeşlerin aptalca filmlerinden birinden alan Horsefeathers isimli restorana götürür. Menüde, "Knickerbocker burger" da dahil olmak üzere 100'den fazla çeşit seçenek yer almaktadır, ancak Jackson, kendisi ve Knicks ile ilgili son zamanlarda merak edilen soruları cevaplamadan önce çorba içmeyi ve mısırlı salata yemeyi tercih eder.
Jerry Krause'un işi sadece para için kabul ettiğin yönündeki açıklamasına* dair tepkin nedir?
Bunu duymuştum ancak makaleyi okumadım. Ancak şunu biliyorum: eğer bir yazar Jerry gibi birisine bilgi almak için gidiyorsa, nasıl bir bilgi alacağını iyi biliyordur. Jerry'e karşı her zaman pozitif olmaya çalıştım, ama değinmek istediği noktayı anlayamadım. Yani, bu göreve gelmeden önce benim için paradan daha fazla önemli birçok faktör vardı. En çok ilgimi çekenler ise New York'a geri dönme şansı, bu oyuna bağlı olmaya devam etmek, farklı bir zorlukla başa çıkmak ve saygı duyduğum insanlara birlikte çalışmaktı.
Krause buna ek olarak yeni görevinde bocaladığını da söylemişti.
Tek söyleyebileceğim şey Jerry'nin ben Bulls'tan ayrıldıktan sonra izlediği yolun aynısını izlediğim. Ki bu da, evi -yani kadroyu- tamamen temizlemek ve yüksek sıralardan draft seçimi kovalamaktan geçiyor. Eğer yeniden göz atarsanız, Jerry'nin 1999 yılında ilk sıradan seçim hakkı vardı ve Elton Brand'i seçtiler, iyi bir oyuncu ancak franchise oyuncusu değil. Bu işi daha iyi yapabileceğimi umuyorum.
Peki ya kimsenin çözemediği, New York-Cleveland maçından sonra attığın tweetler?** Hani basketbol tanrılarının mide bulantısı geçirdiğine yönelik olan. Knicks'e atılmış bir taş mıydı, yoksa Cavs'e mi? İkisi de değilse, kime?
Bu kendi takımıma ve NBA oyuncularının geneline yöneltilmiş sözlerdi. Bir oyuncu için sahada bulunduğu her dakika kendisini gösterebilmesi açısından büyük bir şanstır. Bu, takım oyununu bozmayı da beraberinde getirebilir. Bu ligin geneline yayılmış bir sorun. Knicks için konuşmak gerekirse, çoğu oyuncumuz hücumda ne yaptığımızı anlamıyor. Oyuncular; perde yaparak, kat yaparak, topsuz alanda hareket ederek, kulvarları doldurarak takım arkadaşları için iyi şut fırsatları yaratmalı. Hücum açıldığında kendi şutlarını zaten bulacaklar. Buna karşın, hem Knicks'te hem de ligin genelinde kendi bireysel başarılarını daha ön planda tutan oyuncular var. Bu, burada değiştirmeye çalıştığımız durumlardan biri.
GQ ile gerçekleştirdiği bir röportajda***, Kobe seninle ilgili hiç güzel şeyler söylemedi. Hatta, seni sevmediğini söyledi. Tepkin?
Eski dostum Kobe Bryant... Evet, sık sık nefretini hissederdim. "The Last Season" da koç olarak onunla ilgili hiçbir şey yapılamayacağına yer verdiğimde muhtemelen Kobe kızmıştır. Ve evet, genelde hep çakışırdık. O daha fazla özgürlük isterdi ve ben daha disiplinli olmasını isterdim. Bu rekabet düzeyindeki her takımın içinde gerçekleşen bir koç&oyuncu durumu. Ancak ikinci kez Lakers'ta göreve geldiğimde, Kobe ve ben uzlaştık. Üçgen hücumun sınırları içerisinde, yapmak istediği şeyi yapmasına daha fazla izin verdim. Ve ki şampiyonluk daha kazandık. Her neyse, sonuç olarak her zaman Kobe'yi büyük, zeki ve kaydadeğer bir oyuncu olarak gördüm.
Kobe Bryant ve Phil Jackson, Los Angeles'ta kavga ve başarıyla dolu 11 sene geçirdi.
Birkaç hafta önce, deneyinizin başarısız olduğunu söylemiştin. Birkaç gün önce ise, takımın tam da olması gerektiği yerde olduğunu söyledin. Bunu nasıl açıklıyorsun?
Sezon başında en azından rekabet edebileceğimizi düşünmüştüm. Ancak çeşitli sakatlıklar ve oyun planımızı uygulamamakta direnç gösteren oyuncularımız nedeniyle, bu umut hiçbir zaman gerçekleşme fırsatı bulamadı. Yine de, bu umuda bir şans vermek gerekliydi. Bunun mümkün olmayacağını anlayınca, olumlu yönde ilerlemediğimizi görünce, değişiklik yapmak farzdı. Hepsinden önce, gemiyi oluşturabilmemiz için maaş boşluğu ve draft hakları gerekiyordu. Ve hepsini hemen yapmak zorundaydık, çünkü 2017'ye kadar ne ilk tur draft hakkımız ne de ikinci tur draft hakkımız yoktu. Çeşitli takaslar bize ihtiyacımız olanı verdi - maaş boşluğu ve gelecek yıllara ait draft hakları. Gerçekçi olmak gerekirse, bu bir süre için draft yoluyla yapılanma konusundaki tek şansımız.
Peki ya takaslar? (J.R. Smith ve Iman Shumpert'ın gönderilmesine ek olarak, Pablo Prigioni de Alexey Shved ve 2. tur draft hakkı karşılığında gönderildi ve Amar'e Stoudemire serbest bırakıldı)
Scout'larımızla görüşerek hem ilgilenebileceğimiz oyunculara dair hem de bu ilgilenebileceğimiz oyunculara karşılık hangi oyuncularımızı gönderebileceğimize dair bir liste oluşturduk ve o ya da bu oyuncuyu alırsak veya gönderirsek cap durumumuzun ne olacağını belirledik. Sonrasında ise neler yapabileceğimizle ilgili 12 takımla görüştük.
Hangi oyunculara odaklandınız?
İlk olarak, Goran Dragic. Dedikodular aracılığıyla buraya gelmek istediğini öğrendim. Bu olasılığı resmiyete dökmek için çok çalıştık, ancak karşılığında istenilenleri veremedik. Hatta belki de bu olasılığı resmiyete dökmek için o kadar çok çalıştık ki bu bizim dikkatimizi dağıttı. Dragic, her takımın istediği tipte bir oyuncu - penetre yapabilen ve şut ya da pas atabilen bir guard. Chris Paul ve James Harden gibi. Ama, her neyse, bu bizim oynamak istediğimiz tarz değil.
Başka?
Ayrıca Enes Kanter, Arron Afflalo gibi isimlerle de ilgilendik... Oyun planımıza uyacak oyuncuları istedik. Tüm opsiyonlarımızı gözden geçirdik, ancak hiçbiri yeterli değildi. Aslında takas için son günden (trade deadline) 2-3 saat öncesine kadar hiç ciddi bir girişimde bulunmadık. Tam bir kaos ortamıydı ve büyüleyiciydi.
Neden Smith ve Shumpert'ı takas ettin?
Daha önce de söylediğim gibi, J.R. oyun planına uymaktansa kendi şutunu kullanmayı tercih eden bir oyuncuydu. Buna ek olarak, kontratında esnekliğimizi derinden etkileyebilecek oyuncu opsiyonu bulunuyordu. Shumpert'ı ise, temel olarak, yaşadığı sakatlıklar yüzünden takasladık. 1 adım ileri atıyorsa, 2 adım geri gidiyordu. Ve çaylak kontratında serbest piyasadaki limitleri kısıtlayan bir CBA kuralı olan "maaş koruma" bulunuyordu. Sonuç olarak, çok da fazla seçeneğimiz yoktu, ve takastaki finansal değerler de uyuşuyordu. Pablo Playoff yarışında olan bir takıma gitmek istedi ve 37 yaşında olduğu için NBA kariyerini pozitif bir başarıyla sonuçlandırmayı hak ediyor.
Şu ana kadar gördüklerinle, o takasta aldığınız iki oyuncuyu nasıl değerlendirirsin?
İkisini de beğendim. Lou Amundson ne yapması gerektiğini biliyor. Şut atmak dışında her şeyi yapabiliyor, ve hücumu için de çok çalışıyor. Resmi maçları nasıl oynaması gerektiğini gerçekten iyi biliyor - ne zaman yardıma gideceği, ne zaman geri döneceği, ne zaman pas atacağı ve ne zaman pas atmayacağı gibi... Savunmada harika pozisyon alıyor ve kimsenin karşısına çıkmaktan da korkmuyor. 2.06 cm boyunda, bu nedenle kendinden daha büyük oyunculara karşı sorun yaşıyor. Ribaundlarda geride kalabiliyor. Ancak 5 santimetre daha uzun olsaydı harika bir oyuncu olabilirdi.
Peki ya Lance Thomas?
Onu da beğeniyorum. Sadece boş kaldığında şut kullanıyor, ancak şut kullandığı mesafe bazen kısıtlı kalabiliyor. Bu üzerinde durduğumuz bir durum. Thomas akıllı ve iyi bir savunmacı. Bu tip oyuncular antrenmanlarda, soyunma odasında ve maçta takıma pozitif etki yapan oyuncular.
Evet, hiçbir zaman fake yemiyor.
Bu Duke'te geçirdiği dönem ile alakalı. Mike Kryzewski'nin programında genel olarak temel yeteneklere çalışılır. North Carolina'da ise buna zıt olarak atletik yeteneğe önem verilir.
Bu iki oyuncudan biri ya da her ikisi takımda kalacak mı?
Kalıp kalmayacakları bu yaz serbest kaldıklarında hangi takımların onları kovalayacağına ve onlarla bizim için uygun maaşlar üzerinde anlaşıp anlaşamayacağımıza bağlı.
Peki Alexey Shved?
Onu çok yakından takip ettik ve gözlemledik. 2 metre boyunda, iyi bir şutör ve iyi bir oyun kurucu olabileceğini düşünüyoruz. Biraz baş belası, onun için neredeyse 2 ay koşturduk, ama beraberinde gelen 2 ikinci tur draft hakkı çok önemli.
Şubat ayı ile birlikte, Knicks'te kalan oyuncuların, özellikle de Andrea Bargnani'nin kaderi belirsizdi.
Takımda başka baş belaları da var. Örneğin, Andrea Bargnani. Onunla ilgili değerlendirmen ne?
Bargnani sınırsız serbest olacak ve üçgen hücumda gerçekten çok faydalı. 2.20 boyunda ve uzun kollara, geniş omuzlara sahip, şaşırtıcı bir oyuncu. En büyük zaaflarından biri ise sakatlık geçmişi. Çeşitli sakatlıklar nedeniyle, şu anda halen hazırlık kampı seviyesinde bir tempoya sahip - ve 1 yıldan fazla süredir uzun süre oynamadı. Bir başka konu ise, kariyerine NBA'de mi yoksa memleketi İtalya'da mı devam edeceği. Aralık ayında onunla bir görüşme gerçekleştirdim ve burada kalmayı tercih ettiğini öğrendim. New York'ta yaşamaktan mutlu olduğunu ve Knicks'te kalmaya sıcak baktığını duydum. İtalya'da çok önemli finansal yatırımlarda bulunmuş zeki bir oyuncu, yani paranın sorun olacağını sanmıyorum. Eğer bizim istediğimiz şartlar üzerinde anlaşabilirsek, gözden geçirilmeye değer bir fırsat olur.
Peki Langston Galloway?
Gelecek sezon için onunla garantisiz bir kontrat imzaladık ve kendisi genelde 1-2 oynayabilen bir combo guard. D-League'den çağırdığımızda yakaladığı muhteşem formun ardından duvara tosladı ve biraz düşüşte. Ama yine de bizim için faydalı bir oyuncu olabileceğini düşünüyorum.
Takımda yer alan diğer kilit oyuncularla ilgili düşüncelerin ne?
Jason Smith oyununu bir üst seviyeye taşıdı, ve sakatlanmadan önce Shane Larkin de öyle. Malesef Shane sezon başlangıcından bu yana hiç büyümedi. Tim Hardaway halen yüksek potansiyele sahip ama çok istikrarsız. Jose Calderon ise mükemmeliyetçi, ve üçgen hücum sistemimiz henüz gelişme aşamasında olduğu için, Jose'nin sinirleri bozuluyor. Durum böyle olduğunda ise dikkati dağılıyor ve hata yapıyor. Yinede genel olarak, takımın büyük çoğunluğu, gayret içinde.
Daha önceki konuşmalarımızda, sezon bittiğinde hedefleyebileceğiniz birkaç oyuncudan bahsetmiştin. An itibariyle bu süreç hakkındaki düşüncelerin ne?
Biraz karmaşık. Asıl soru, en fazla parayı kime ödeyeceğiz? Kendini kanıtlamış bir oyuncuya mı yoksa çok yüksek potansiyele sahip birine mi? Ayrıca, her zaman olduğu gibi, iyi olmasına karşın winner olmayan oyuncular var -- Joe Barry Carroll, Glenn Robinson ve daha saymamın gerekmediği birçok oyuncu gibi. Buna karşın Marc Gasol gibi, winner'lığı tartışılmaz oyuncular da var, ancak kendisine ödememiz gereken 18 milyon dolar civarında bir para diğer oyuncular önereceğimiz para konusunda elimizi sıkıştırabilir. 5 milyon dolara yakın ücret alan ilk 5 oyuncularıyla ilgileneceğiz. Salary cap'le ilgili sayısız kural ve sayısız şart var. Çoğu benim için yeni değil çünkü yaklaşık 10 yıldır bu tarz durumlarla içli dışlıyım. Yine de, 2011'de NBA'den ayrıldığım günden beri çok şey değişmiş.
Birkaç otorite New York'a serbest oyuncu getirmekte zorlanacağınızı düşünürken, birkaçı ise zorlanmayacağınızı düşünüyor. Senin bu konudaki görüşlerin ne?
Buradaki problemlerden biri, eyalet vergisi. Texas ve Florida gibi bu vergilerin olmadığı birçok eyalet var. Yine de, New York büyük bir pazar. Buradaki günlük yaşantının ikinci bir versiyonu yok. İmzalamak istediğimiz oyuncularla görüşme vakti geldiğinde, onlara bu şehirde yaşamanın faydalarından ve sistem içerisinde ne denli büyük bir rol oynayacaklarından bahsedeceğim. Üçgen hücumdaki rollerini söyleyeceğim. Er ya da geç Knicks'in winner olacağından hiçbir şüphem yok. Ve hiçbir profesyonel sporda, New York'ta kazanmanın eşi benzeri yoktur.
NBA Finalleri'nden sonra takas dönemi yeniden başlayacak. O zaman da aktif olmanız mümkün mü?
Bu sezon gerçekleştirdiğimiz takaslarda elde ettiğimiz bazı opsiyonlar var. Bu opsiyonlardan biri sayesinde oyuncumuzu salary cap'te yoksayıp bir başka benzer kontrata sahip oyuncuyla takas edebiliyoruz. Biraz karışık bir terim, ama yine de kadroya oyuncu eklemek için bir başka yöntem. Bizim için bir başka seçenek ise diğer takımlardan yapılacak cazip teklifleri değerlendirmek. Draft hakları karşılığında kadrolarından bir oyuncuyu seçmemizi isteyen takımlar olabilir. Tabii bu tamamen lotaryanın nasıl şekilleneceğine bağlı.
New York Knicks'in bu sıkıntılı döneme karşı tepkisi sence nasıldı?
Taraftarlar harikaydı. Garden'a gelip iyi yaptığımız her şey için bizi desteklediler. Medya genelde bizim aleyhimizdeydi, özellikle de benim, ancak onların ne olduğunu aktarmakla yükümlü olduklarının farkındayım. Daha önce de söylediğim gibi, medya istediğini söyleyebilir ve yapabilir. Onları görmezden gelmek benim için kolay çünkü ben buraya getirilme amacımı gerçekleştirmeye çalışıyorum.
Peki o amaç nedir?
Buradaki görev süremin uzamasını sağlayacak bir basketbol kültürü oluşturmak.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder