İlhami'nin Perileri

16 Ağustos 2020 Pazar

Film: Magnolia

Manolya... Her bir yaprağı ayrı bir cazibeye ve ayrı bir güzelliğe sahip, ancak bir o kadar da hassas bir çiçek. Tıpkı Paul Thomas Anderson'ın aynı adlı filminde yer alan karakterler gibi...

İnsan; yaşamı boyunca sonu gelmeyen bir anlam arayışı içerisinde sürüklenir. Benim de çok kez yaptığım bu hayat muhasebesinin herkes tarafından kabul edilen bir tanımı yoktur. Hayattan ne alırsak onu kabullenir, onu yansıtırız. Bu arayış elbette mühimdir, ama çok ince bir çizgi üzerindedir. Çizginin bir tarafında anı yaşamak, diğer tarafında geçmişle olan hesabımız yer alır; ikisinin ortasında ise hayatı anlamlandırma sürecimiz...

Magnolia, işte bu ince çizgiyi sinemaya taşıyan bir başyapıt.

Filmin temelini atan "Bizim geçmişimizle işimiz bitse de, geçmişimizin bizimle işi bitmez." cümlesi, geçmişle olan hesabımızı kısa ve net bir biçimde gözler önüne seriyor. Ancak izleyeni kaygıdan rahatlığa, umutsuzluktan heyecana, üzüntüden sevince sürükleyen filmin işleyişi çok daha derin. Görmemiş olsak bile yaşandığını bildiğimiz, yaşandığını bilmesek bile yaşanmaya devam eden ve edecek olan hikayeler, hataların ve pişmanlıkların ağır sonuçları, kısır döngüye sıkışıp kalmış vicdanlar, anda kalmanın sersemliğiyle yaşamın ciddiyetini unutanlar ve geçmişiyle olan hesabını görmekte geç kalanlar...

Magnolia esasen hayatın her anında, 'filmde görsem inanmam' dediğimiz her olayda yüzümüze çarpan sert kapıdan farksız. Pişmanlıklarımızı, acılarımızı unutmak; ihtiyaçlarımızı karşılamak için tekrarladığımız hataların turnusolu gibi.

Filmin iki ana ekseninden biri olan sahnede, Earl Partridge'in mükemmel monologunda, ölümün kapısından içeri girmeye hazırlanan bir adamın acı ve pişmanlık dolu sözlerine tanıklık ederiz. Bu monolog, filmin kusurlu hayatlara sahip karakterlerini hem filmde hem de izleyenlerin akıllarında tek bir çatı altında toplar ve şunu anlatmak ister: Anı yaşayın ama geçmişinizi unutmayın. Siz onu unutsanız, sürüklendiğiniz anlam arayışı içerisinde ona yer vermeseniz bile onun yansımaları siz farkında olsanız da olmasanız da yaşamınızda boy gösterecek. Belki ölüm döşeğinde, belki de en beklemediğiniz ve hazırlıksız yakalanacağınız anda kapınızı geçmişiniz çalacak. O dakikadan sonrası da, 'filmde görsem inanmam' dediğimiz ve yine de sürekli olarak yaşadığımız olayların ne kadarını görebildiğimize kalıyor.

Diğer ana eksen de bu düşünceden çok uzakta değil. Filmde konu edilen karakterlerin çoğu babalarının günahları nedeniyle mağdur oluyor ve geçmişleri tarafından takip ediliyor. Aidiyet duygusunu hayatları boyunca hissedemeyen bireylerin vicdan muhasebesi, bizlere affetmenin sınırlarını çizdiriyor. Bir insanı affetmenin gerçekten mümkün olup olmadığını sorgulatıyor. Başkalarına göre oluşturduğumuz beklentilerimizin ve asla dizginleyemediğimiz egomuzun doğurduğu ve/veya doğurabileceği sonuçları anlatıyor.

Magnolia'da birbirinden renkli ve farklı hayatlarıyla her bir karakter, aynı manolyanın yapraklarını temsil ediyor. Uzaklaştıklarında kopup gidiyorlar, ama yaklaştıklarında her biri ortak bir noktaya sahip.

Hayatı anlamlandırırken üzerinde yürüdüğümüz, büyük bir ustalık gerektiren o ince çizgiyi aynı ustalıkla sinemaya taşıyan bir filmi 3 saate sığdırabilmek de işin doğrusu, takdir edilesi. 

Sadece filmlerde olacağını düşündüğümüz olayları bizzat kendimiz de yaşayabiliriz. Bize düşen de bunun bilincinde olup hem yaşamdan zevk almak hem de yaşamı iyi değerlendirmek olsa gerek.

11 Temmuz 2020 Cumartesi

Kitap: Dr. Jekyll ile Bay Hyde



Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ı kağıt üzerinde en yalın, içine düşüldüğünde ise en derin hâliyle açıklayan cümle, Dr. Jekyll’ın kitabın sonlarına doğru sarf ettiği sözleri arasında saklı.

“İnsan aslen bir değil, ikidir.”

Animasyon filmi ile çocukluğumda büyük yer etmiş olan, daha sonra da büyük bir zevkle izlediğim Black Sails isimli uyarlama televizyon dizisine kaynaklık eden Hazine Adası’nın yazarı Robert Louis Stevenson’ın uzun zamandır okumayı planladığım bu romanı, hem edebiyat tarihinde önemli bir yere hem de insanoğlu var olduğu sürece insan hayatında katlanarak artacak bir kıymete sahip.

Toplumun bize dayattığı yönde düşünmeyi her geçen yıl ve her geçen dönem daha da normalleştiriyor ve farkında olmadan alışkanlık hâline getiriyoruz. Topluma uyum sağlamaya çalıştığımız sırada sahip olduğumuz birçok değerden kolayca vazgeçmekle kalmıyor, duygularımızı kimsenin fark etmeyeceği ve kimsenin göremeyeceği şekilde bastırıyoruz. Kendimize hem ince hem kalın duvarlarla ördüğümüz bu yaşam tarzının gayet sürdürülebillir olduğunu söyleyebiliriz, en nihayetinde sürdüremiyor olsaydık farkına varması da pek zor olmazdı, ancak birçoğumuzun şikayetçi olduğu ve hatırı sayılır bir kısmının da çözmek için hiçbir şey yapmadığı sorunlarımız/sıkıntılarımız da, toplumun beklentisine göre şekillendirdiğimiz bu çerçeveli yaşantılardan kaynaklanıyor.

Kitabın temeli de, dönemin Kraliçe Victoria hükümranlığındaki İngiltere’sinde sıklıkla rastlanılan buna benzer hayatlara dayanıyor. Kitapta konu edilen doktor, bireysel arzuları ve toplumun beklentileri arasında kalarak çareyi bir iksir icat etmekte buluyor. İcat ettiği bu iksir ile bilinçaltında yer eden ve toplum tarafından rahatsız edici kabul edilen bütün dürtüleri ikinci bir kişiliğe aktararak yaşadığı ikileme son vereceğini düşünüyor.

Bu noktada hem Dr. Jekyll’ın, hem de günümüz insanının anlamakta güçlük çektiği bir şey var. Bizim kişiliğimiz, vasat bir çizgiden ve bu çizginin ara ara dışına çıkma şansı elde edebildiğimiz kaçamaklardan oluşmuyor. Yani bizim kötü, gereksiz, samimiyetsiz bulduğumuz şeyler o şeylerin kendileriyle değil, daha çok bizimle alakalı. Bizim onlara yüklediğimiz anlam ile, yapmakta olduğumuz eylemler, edinmeye çalıştığımız alışkanlar ile… Toplumun bu sınırı geçip bize ait alana girmesine ne ölçüde izin verirsek, iyi ya da kötü olarak anlamlandırdığımız birçok şeye de o ölçüde katlanabiliyoruz.

Peki ne yapmamız gerekiyor? Neredeyse hepimizin kaçmaya çalıştığı, yüzleşmekten korktuğu ve onu asıl benliğinden alıkoyan düşünceler var. Bu düşüncelerle nasıl başa çıkabiliriz? Yaşadığımız tecrübelerden hangi sonucu çıkarmalıyız?

Bu ikili deliliğin çözümü, iyi ve kötü yanlarımızı olduğu gibi benimsemekten geçiyor. Jekyll’ın yaptığı gibi ‘Elalem ne der?’ diye düşünerek yaşamak, kötü tecrübelerimizden sorumluluk almadan devam etmek bizi sadece kendimizi kandıracağımız ve asla tatmin olamayacağımız bir yolculuğa sürükleyecektir. Toplumun beğeneceği fiziksel özelliklere sahip olmak, en iyi şartlar altında en yüksek maaşla çalışmak ve herkesten daha başarılı, daha iyiliksever, daha mutlu olmak gibi birçok ölçüyü, esasen uygulamak ya da benimsemek mecburiyetinde değiliz. Kendimizden taviz vermeden yaşamaya çalışmanın tek sonu, patlamaya hazır volkana benzediğimiz bir yaşantıya sahip olmak olur.

Toplumun beklentisine göre hareket edip bir santim kadar bile yol alamamaktansa; hayatı grilikleri ile kabullenip gerçekçi sonuçlar alarak kilometrelerce yol kat etmek yeğdir…


24 Mayıs 2020 Pazar

Kitap: İnsanın Anlam Arayışı



Yaşamımızın hatırı sayılır bir kısmı, bu dünyaya geliş nedenimizi sorgulamakla; büyük bir çoğunluğu ise bu sorgulamadan edindiğimiz çıkarımları anlamlandırmakla geçer. Çoğu zaman bu anlamlandırma sürecinin farkında olmasak bile esasen bütün düşüncelerimiz ve eylemlerimiz bu amaca hizmet etmeye yöneliktir.

Viktor E. Frankl da “İnsanın Anlam Arayışı”nda, tüm insanoğlunun ortak kaygısı olan bu hayatı anlamlandırma sürecinin derinine iniyor, inmeye de bizzat kendisinden başlıyor. Kitabın ilk bölümünde, Nazi Almanya’sının terör estirdiği II. Dünya Savaşı döneminde yıllarca hapsolduğu toplama kampı yaşantısına; bir psikoterapist olarak orada bulunmanın insan hayatına dair kendisine ne gibi ipuçları kazandırdığına; bir insanın yaşayabileceği en travmatik ortamlardan birinde uzun süre boyunca bulunmakla ilgili gözlemlerine, derin metaforlar eşliğinde değiniyor. Ve esasen, hepimizin diline pelesenk olan, “İnsanı insan yapan nedir?”, “Neden yaşıyoruz?”, “Yaşama amacımız nedir?” gibi birçok soruya da yanıt vermeyi amaçlıyor.

Frankl’ın değerlendirmelerinden ve yorumlarından bahsetmeden önce, günümüz insanının hayatı yaşayış şekline ve kendi yaşamlarına dair bakış açısına değinmek gerektiğini düşünüyorum. Daha fazla tüketmenin daha iyi yaşamakla ilişkilendirildiği milenyum çağında, insanların hayatları, bu alakasız ama yaşama amacımızı bulma yolunda bir o kadar da manidar ilişkinin gölgesi altında ilerliyor. En iyi semtte oturup en iyi yemekleri yemek, en pahalı okullara gidip en iyi öğretmenlerden ders almak, en güzel kitaplara sahip olup en şık kıyafetleri giymek gibi onlarca hedefin arasında kaybolmakla kalmıyor; bunlara yüklediği anlamın, yalnızca bir kez deneyimleme fırsatına sahip olduğu biricik yaşamına tesir etmesinden de rahatsızlık duymuyor günümüz insanı. Bütün mücadelesini mutlu olmak adına veriyor ama acıya ve üzüntüye göğüs germekten de bir o kadar aciz.

Bu noktada yazar da, hayatı anlamlandırma telaşının boşa olduğunu, neden yaşadığımıza dair nihai bir cevap aramaktansa ona bir nevi ayak uydurmamız gerektiğini şu sözlerle özetliyor, “Yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekiyordu.”

Günümüz insanının kesin bir yanılgı içerisinde olduğu bir başka mesele ise; acıyı ortak bir düşman, mutluluğu da yaşamın zirvesi olarak görmesi. Mutlu olmak için gösterilen çabanın aslında insanı asla tatmin olamayacağı bir yolculuğa çıkardığını anlayabilmek veya acının da hayatın bir parçası olduğunu fark edebilmek için, elbette ‘daimi mutluluk’ yanılgısına düşmek ya da en ağır acıları deneyimlemek gerekmiyor. İnsanın kendini ve hayatını anlamlandırmasına giden yol, yaşamın insana en iyi ve en mutlu anlarla birlikte, en büyük acıları da tattırdığını anlamak ve kabullenmekten geçiyor.

Frankl’ın bu konudaki yorumu da durumun netliğini yalın bir anlatımla ortaya koyuyor, “Bir insan, acı çekmenin kaderi olduğunu gördüğü zaman, acısını kendi görevi olarak kabul etmek zorunda kalacaktır; bu onun tek ve eşsiz görevidir. … Hiç kimse onu acıdan kurtaramaz ya da onun yerine acı çekemez. Eşsiz fırsatı, taşıdığı yüke katlanma yolunda yaratmaktadır.”

Mutluluk ve acı terazisini dengede tutmaya çalışırken, mutlulukla ilgili beklentilerin de gözden geçirilmesi gerekiyor. Yazarın “Mutluluk aranmaz; ortaya çıkması gerekir. İnsanın ‘mutlu olmak’ için bir nedeni olmalıdır. Bu neden bulunduktan sonra mutluluk otomatik olarak gelir.” sözleri, mutluluğa olan ideal bakış açısı konusunda somut bir tablo çiziyor.

Peki nasıl mutlu olmak için bir neden edinilebilir?

Psikolojik tahliller ışığında yer verdiği II. Dünya Savaşı anıları sonrasında ise Frankl, öncülerinden biri olduğu logoterapi tekniğinden ve bu tekniğin insan hayatına tesirinden söz ediyor. İnsanın hayatı anlamlandırma sürecini kolaylaştırmayı hedefleyen logoterapiye göre, yaşamın anlamını ve mutluluğa giden yolun üç farklı şekilde keşfedilebileceğini iddia ediyor.
  1. Bir eser yaratarak ya da bir iş yaparak
  2. Bir şey yaşayarak ya da bir insanla etkileşerek
  3. Kaçınılmaz acıya yönelik bir tavır geliştirerek

Kitapta da bu üç maddenin çeşitli örneklere dayanan ayrıntılı açıklamaları, esasen tek bir temelde toplanıyor: Hayat, şartlar ne olursa olsun ayak uydurmaktan geri kalmadığımız, en dayanılmaz gelen anlarda dahi uğruna savaş verdiğimiz bir alan. Onu yaşamayı ne kadar çok arzular ve ciddiye alırsak, bize karşı o kadar cömert oluyor. Karşımıza çıkardığı her türlü duyguyu, deneyimlememize vesile olduğu anları ve hissiyatları ne kadar normalleştirirsek; hayatın kendisini de o kadar anlamlandırmış oluyoruz.

“İşler bin olayın birinde yolunda gitse bile, içinde bulunduğumuz herhangi bir durumda tam da o bir olaya denk gelemeyeceğimizin garantisini kimse bize veremez. Ama her şeyden önce bunu görmek için yaşamak ve yaşama sorumluluğunu taşımak zorundayız.”

Her şeye rağmen...

28 Ağustos 2015 Cuma

The Phil Files, Part 9: Yeni Bir Başlangıç

Basketbol hakkında daha önce 18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı dizisi ile karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı dizisinin dokuzuncu ve son bölümünü okuyorsunuz. 1. bölüme buradan, 2. bölüme buradan, 3. bölüme buradan, 4. bölüme buradan, 5. bölüme buradan, 6. bölüme buradan, 7. bölüme buradan, 8. bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.



Jackson'ın New York Knicks'in takım başkanı olarak girdiği ilk hazırlık kampının üzerinden 11 ay geçmişti, ve o gün West Point, New York'a getirdiği kadrodan artık eser yok gibiydi.

2010 yazında takımın en önemli takviyelerinden biri olan Amar'e Stoudemire, sezon ortasında serbest bırakıldı. Uzun süredir Knicks forması giyen J.R. Smith takaslandı, tıpkı Iman Shumpert, Tim Hardaway Jr. ve Pablo Prigioni gibi. Andrea Bargnani, Samuel Dalembert ve birkaç isimle de sözleşme yenilenmedi.

Takımın yıldızı Carmelo Anthony takımda kaldı, keza bir önceki offseason'da takıma katılan Jose Calderon da. Ancak Knicks'in sezona girerken kadrosunda bulundurduğu 17 oyuncunun 13'ü, yeni sezona girilirken kadroda yer almıyordu. Bu yaz Jackson, yeni bir kadro oluşturdu.

Draftta ilk turdan iki oyuncuyu, ikinci turdan bir oyuncuyu (denizaşırı ülkede kalacak) seçtikten sonra Knicks, serbest oyuncu piyasasına yöneldi. Jackson'ın hedeflediği uzun oyuncuların çoğu başka takımları tercih etmişti, bu nedenle Jackson, oyunun en önemli yönüne odaklanmayı ve bu yönde takviye yapmayı seçti: savunma.

"Bunun sebebi savunmanın hücumu yaratması," diyor Jackson. "Bill Russell'dan günümüz şampiyonu Golden State Warriors'a kadar her dönem bu böyleydi."

Knicks'le geçireceği ikinci hazırlık kampı yaklaşırken Jackson, yeni takviyelerle ilgili görüşlerini aktardı:




Arron Afflalo, SG

"Uzun guardlar ve kısa forvetlere oldukça agresif savunma yapabiliyor ve aynı zamanda iyi bir şutör. 3 sayılık şutlarının yanı sıra Arron, alçak postta da etkili.

Bazı NBA izleyicileri Arron'un 30 yaşına dayandığı için bekleneni veremeyeceğini düşünüyor, ama ben buna katılmıyorum. Las Vegas'taki evinde bir spor salonu var ve sürekli çalışıyor. Hatta o kadar sıkı çalışıyor ki takım arkadaşlarını da sorumlu tutuyor. Arron'un bu takımın liderlerinden biri olacağını düşünüyorum. O bizi istiyordu ve biz de onu istiyorduk, bu nedenle Arron ve Knicks iyi bir ikili."




Thanasis Antetokounmpo, SG

"Westchester'da D-League takımımızda oynamıştı ve kampa katılacak. Harika bir motora sahip ve bu bazen hiperaktiviteyle sonuçlanabiliyor. Kendini ve enerjisini savunmada kontrol etmeyi öğrenmeli ve hücumda etkili bir skor opsiyonu olmalı."




Robin Lopez, C

"Phoenix, Lakers'la aynı grupta yer aldığı için Robin'in gelişimini izleme fırsatı buldum. Zaman içinde hem iyi bir ribaund çekip hem iyi savunma yapan, sağlam bir oyuncu haline geldi. Guard'ların karşısında kalabilmesi ve guard'ı savunan kısa oyuncumuzun tuttuğu guard'a yetişebilmesi için zaman kazandırabilmesi, onu iyi bir pick&roll savunmacısı yapıyor. Arkasında devrilen oyuncuları karşılayabilecek oyuncular bulundurulduğunda, pick&roll'lar gayet iyi savunulabilir.

Ayrıca Robin, pivot bölgesinde topla buluştuğunda sağ eliyle çengel atış veya dönerek atış yapabiliyor ve çok akıllıca paslar veriyor. Bu beceriler, üçgen hücumun düzgün şekilde işlemesi için şart. Ek olarak Robin 5 metreden çok iyi şut atıyor.

Hepsinden önce Robin, hangi takımda oynarsa oynasın uyum sağlayabilen ve motivasyonunu yüksek tutan bir isim. Buraya gelmek istediği için mutluyum."




Kyle O'Quinn, PF

"Sağlam perdeler koyan, iyi pas veren ve 6 metreye kadar şut atabilen güçlü bir NBA oyuncusu. Kyle iyi bir blokçu olmasa da, pozisyon alma ve yardım savunmasına gitme konusunda gayet iyi. Sahadaki dengesini de beğeniyorum. Kadromuzda uzun forvet veya Robin'in pivot yedeği olarak görev alabilir."




Kevin Seraphin, C

"Alçak postta kalçasını dayayıp potaya kadar giderek çengel veya dönerek atış kullanan tarzda oyunculardan. Kevin hücum ribaundlarında etkili ve savunma ribaundlarında da güvenilir. Çok çalışıyor ve iyi bir rotasyon oyuncu olmasını sağlayacak kadar iyi savunma yapıyor."




Derrick Williams, F

"Derrick'le anlaşmamızı birçok kişi sorguladı, ama bence onunla ilgili çok önemli bir artı var. Koşuyor, erken hücumları çok çabuk bitirebiliyor ve kanattan kalabalığa girdiğinde basketi bulabiliyor. Üç sayılık atışları üzerinde çalışıyor. Ayrıca bazı rakiplere karşı uzun forvet de oynayabileceğini düşünüyorum.

Derrick'in yeteneğinin, fiziğinin ve gücünün, ortalama üstü bir NBA oyuncusu olmasına yetecek kadar iyi olduğuna şüphe yok. Ancak gelişimi, çeşitli faktörler yüzünden sekteye uğradı. Profesyonel kariyerinin henüz başında, lige 2. sıra seçimi olarak girmesi, onun kaldıramayacağı bir baskı oluşturdu. Ona artık bir NBA oyuncusu olduğunu ve hangi sıradan draft edildiğinin bir fark yaratmadığını söyledim. Sadece oyunu nasıl oynayacağını öğrenmesi gerek. Bu da savunmasını geliştirmekten, üst düzey basketbol oynamayı bilmekten ve üç sayılık atış kullanabilmekten geçiyor.

Derrick'in hiçbir zaman kendini gösterememesinin en büyük nedenlerinden biri de, NBA hücumunda kendine rol bulamaması, yani sahip olduğu rolün tam olarak tanımlanamaması. Alçak post skoreri mi, yoksa kaldırıp şut atanlardan mı? Kısa forvet mi yoksa uzun forvet mi? Umarım bu soruların cevaplarını bizdeyken bulur.

Derrick, Los Angeles doğumlu, bu nedenle birçok Lakers maçı izlemiş. Bu ve YouTube'dan izlediği videolar, üçgen hücumla ilgili önceden bilgi sahibi olmasını sağlıyor.

Her neyse, umarım Derrick bizdeyken ilk 5 başlayabilen bir oyuncuya dönüşür."




Sasha Vujacic, SG

"2014'te Clippers'la imzaladığı 10 günlük kontrat dışında Sasha, 4 yıldır NBA'de oynamadı ancak 31 yaş halen bir şeyleri gösterebilmesi için yeterli. Oyuna girdiği gibi üç dakika içine gidişatı değiştirebilen, klasik şutörlerden. Bizim için benchten gelen ciddi bir takviye olacak.

Sasha aynı zamanda çabuk, uzun ve hırslı, bu da Kyle Korver gibi sürekli hareket eden adamları kovalamasını ve peşlerini bırakmamasını sağlıyor.

Ekstra faktör ise, Sasha benimle birlikte Los Angeles'taydı, bu yüzden üçgen hücumu biliyor ve guardlara sahadayken sisteme alışmaları konusunda yardımcı olabilir."

-------------------------------------------------------------------------------------

Langston Galloway, yeni sezonda takımda yer alacak. Jackson ek olarak Lou Amundson ve Lance Thomas'la, geçen sezon uyguladıkları sert ve dişli savunmayı bu sene de uygulamaları için yeniden imzaladı.

Peki 2015-16 sezonu için hazırlık döneminin başlamasına 1 ay kala, Jackson yeni oluşturduğu kadro hakkında ne düşünüyor?

"Çok sayıda yeni oyuncumuz var, bu nedenle başlarda sisteme alışmak konusunda sıkıntı yaşayabilirler," diyor Jackson. "Sezon devam ederken nerede yer alacağımız meçhul, ama kadromuzu geliştirdik ve iyi bir takım olma şansımız yüksek."

24 Ağustos 2015 Pazartesi

The Phil Files, Part 8: Draft Gecesi


Basketbol hakkında daha önce 18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı dizisiyle karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı dizisinin sekizinci bölümünü okuyorsunuz. 1. bölüme buradan, 2. bölüme buradan, 3. bölüme buradan, 4. bölüme buradan, 5. bölüme buradan, 6. bölüme buradan, 7. bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.


Fikstürdeki tüm maçları tamamlamasına rağmen New York Knicks için kayıplar devam ediyordu. 2014-15 sezonunu en kötü ikinci dereceyle tamamlamalarına (17-65) karşın Knicks, Mayıs'ta gerçekleşen draft lotaryasında 4. sırayı kazanabildi.

Ancak kötü geçen sezonun ardından New York için herhangi bir lotarya seçimi bile çok önemli. Ve ilk sezonunu kadroda yaptığı ufak değişikliklerle tamamlayan Phil Jackson, 4. sıra seçimini kazanan bir takım yaratma yolunda önemli bir fırsat olarak görüyor.

Tek soru ise, bu seçimin kim olacağı.

"4. sırayı aldığımızda, kimi seçeceğimiz konusunda çok kararsızdım," diyor Jackson. "Birkaç yetenekli gencin bulunduğunu biliyordum, ama uzun bir oyuncu almaya odaklanmıştım. Danışmanım Clarence Gaines'ın bana izlemem gereken bir maç kasedi olduğunu söylemesi ve o maç kasedini izlememle birlikte kararımı çoktan vermiştim. Bu kaset, Sevilla ve Barcelona takımını karşı karşıya getiren ve ikinci lige düşmemek için Sevilla'nın kazanmak zorunda olduğu bir maçın kasediydi."

Gaines'in önerdiği oyuncu Kristaps Porzingis'ti, veya Jackson'ın deyimiyle "KP".

"Gördüğüm şey fikrimin oluşmasını sağladı." diyor Jackson.

"İspanya Ligi buradaki bazı bölge takımlarından bile daha fiziğe dayalı, daha istikrarlı ve daha üst düzey olsa da, KP çok ayrıydı. Uzun ve canlı bir vücut yapısı, sağlam bir basketbol IQ'su, muhteşem bir şut yeteneği vardı ve asla geri adım atmıyordu. Ayrıca, fiziğine oranla harika bir atletizme sahipti."

Porzingis'in muhteşem oyunu sayesinde Sevilla maçı kazandı. "Genç adam kesinlikle ipleri elinde aldı," diyor Jackson.

Birkaç antrenman ve Knicks tarafından 4. sıradan seçilmesinin ardından Porzingis'in Las Vegas Yaz Ligi'nde gösterdiği performans, Jackson'ın Gaines'e onay vermesi için yeterliydi. "Sayı üretebiliyor," diyor Jackson, "ama asıl özelliği bir takım oyuncusu olması. Savunmada arkadan gelip şut bloklayabilir ve pick&roll durumlarında guardların karşısında kalabilecek kadar hızlı."

Jackson, sezon başlamadan önce Porzingis'in yaklaşık 4.5 kilo daha alacağını söylese de, genç oyuncuyla ilgili endişeler bitmek bilmiyor. "Gayet iyi bir oyuncu olan Shawn Bradley gibi KP de pozisyonu için biraz fazla uzun. Anlatmak istediğim şey, boyu yüzünden en iyi yönünü sergileyememesi ve savunmada güçlü ribaundçularla dişe diş mücadele girebilmek için alçalmak zorunda kalması."

Knicks, 1985 yılındaki Patrick Ewing seçiminden bu yana sahip olduğu en yüksek seçim hakkını Kristaps Porzingis'ten yana kullandı.

Peki Jackson, Porzingis'in çaylak sezonu hakkında ne düşünüyor?

"Bu tamamen koç Derek Fisher'a bağlı, ama KP'nin tüm sezon boyunca en az 20 dakika, hatta NBA'e alıştıktan sonra 25 civarı dakika süre alması çok iyi olurdu. Tabii bu biraz uzun forvet mi yoksa pivot mu oynayacağına da bağlı."

Genel olarak Jackson, Porzingis'in yıldız bir oyuncu olacağını düşünüyor. Ancak draft günü Tim Hardaway Jr. karşılığında Atlanta Hawks'tan draft gecesi takasladıkları 22 yaşındaki genç çaylak guard Jerian Grant, Jackson'a göre NBA için daha hazır durumda.

"Oynamayı biliyor ve bu konuda da açık bir yeteneği var," diyor Jackson. "Çabuk, dış şut atabiliyor, pas atmasını biliyor, top sürme kabiliyetiyle savunmanın arasına girebiliyor, perdelerden geçmeyi biliyor ve hücumda takım arkadaşlarını devreye sokmaya alışkın."

Grant'in basketbola olan yeteneğinin yanı sıra, davranışları da söz konusu. İlk senesinin ikinci döneminde akademik açıdan yetersiz bulunan Grant, Notre Dame'dan gönderilmenin eşiğindeydi.

"Buna rağmen Jerian dersini aldı, ve NBA draftında kendine yer edinmeye çalışmak yerine, okulunu bitirdi," diyor Jackson. "Bence bu, karakterini açıkça yansıtan bir durum."

Jackson, Grant'in her iki guard pozisyonunda da oynayabileceğini düşünüyor. "Langston Galloway'le süre almak için yarışacaklarını öngörüyorum." 

Draft gecesindeki son hamlesinde ise Knicks, 35. sıra seçimini takasladı ve Guillerme "Willy" Hernangomez'i seçti. "Willie, KP'nin Sevilla'dan takım arkadaşıydı," diyor Jackson, "ve çok yakınlardı. Bu çocuğu seviyorum! Onu Luis Scola'ya benzetebiliriz. Real Madrid'le kontratı bulunduğundan 1 yıl daha İspanya'da kalmak zorunda, ama sağlam bir NBA oyuncusu olabileceğini düşünüyorum."

Ve böylece, Jackson için Knicks'i kurtarma yolundaki adımlardan biri olan draft gecesi de, tarihe karıştı.

"Kendimi derecelendirmek gibi bir şey yapmayacağım," diyor Jackson. "Tek söyleyebileceğim bu 3 genç isimden memnunum, ve Knicks fanlarının da yakın bir zamanda memnun olacağını düşünüyorum."

12 Ağustos 2015 Çarşamba

The Phil Files, Part 7: Son Değerlendirmeler

Basketbol hakkında daha önce 18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı dizisi ile karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı disizinin yedinci okuyorsunuz. İlk bölüme buradan, ikinci bölüme buradan, üçüncü bölüme buradan, dördüncü bölüme buradan, beşinci bölüme buradan, altıncı bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.  

--




Tarih: 23 Nisan 2015
Knicks'in derecesi: 17-65

WOODSTOCK, NEW YORK -- Phil Jackson'ın 80'lerin ortasında Albany Patrons'ı çalıştırdığı dönemde yaşadığı Woodstock bölgesi; yeşil ormanlık alanlar, akan dereler ve temiz havasıyla Jackson'a geçip giden günleri hatırlatır. "Yılın bu zamanlarında burayı çok seviyorum," diyor Jackson, "ve şehirden sık sık dışarı çıkmam gerek."

Jackson, 1984'te koç olarak ilk kez bütün bir sezon boyunca çalıştırdığı takım Patroons'ı CBA şampiyonluğuna taşımıştı. New York'taki ilk sezonu ise bu başarının yanından bile geçemedi.

Knicks, Jackson'ın takım başkanı olarak geçirdiği ilk sezonunda tam 65 mağlubiyet alarak bu alanda franchise rekoru kırdı ve NBA'deki en kötü 2. dereceye sahip oldu. Ancak kendi geçmişine bir geri dönüş yapan Jackson neşelenmeyi tercih ediyor ve sırada 2014-15 sezonunda takımda yer alan oyuncuların değerlendirmesini yapmak var.


Quincy Acy, SF
 
"Bazı zorlukların ardından Q, üçgen hücumu ve takım arkadaşlarıyla birlikte oynaması gerektiğini öğrendi. Bununla birlikte çok sayıda şut soktu ve iyi paslar verdi. Her zaman iş ahlâkına sahip olan, profesyonel bir oyuncu. Andrea Bargnani sakatken Q, ilk 5 süreleri almış ve çoğu zaman kendinden fiziksel olarak daha güçlü isimlerle eşleşmek zorunda kalmıştı. Maç başına 19 dakika süre alarak bu alanda kariyerinin en iyi sezonunu geçirdi ve en önemlisi, maçlarda oynatılmadığı zaman şikayetçi olmadı. Sürekli efor sarf etmesi onu örnek liderlerimizden biri yapıyor.

Q'yu serbest bırakarak bu yaz onunla geçen sene aldığı ücrete oranla daha cüzi bir miktar karşılığında anlaşmaya dayalı bir prosedür izleme kararı aldık. Ancak onunla yeniden anlaşıp anlaşmamamız, drafttan ve serbest piyasadan hangi oyuncuları alacağımıza bağlı."


Cole Aldrich, C
 
"Bir NBA pivotunun olması gerektiği kadar atletik değil, ancak sezon ilerledikçe kendini daha da geliştirdi, özellikle sağ ve sol çengel atışlarında. Andrea Bargnani ve Amar'e Stoudemire sakatken Cole, duvara toslamadan önce 4 maç boyunca muhteşem oynamıştı. Ki bu talihsizliği yaşaması sürpriz değil, zira bize gelmeden önce geçirdiği 4 sezon boyunca toplamda hiç 1000 dakikadan fazla süre almamış bir oyuncu, ki geçen sezon da bizdeyken 1000 dakikanın biraz aşağısında süre almıştı.

Cole'un en büyük problemlerinden biri ise fiziksel olarak çok ağır olduğu için pick&roll'a dayalı hücumlarda ayaklarını hızlı hareket ettirememesi. Her takımın fiziksel açıdan büyük bir oyuncuya ihtiyacı vardır, ancak Cole bir NBA takımının ancak 3 ya da 4. uzunu olabilecek seviyede bir isim. Takipte kalacağız, ancak dediğim gibi, her şey offseason'da ne yapacağımıza bağlı."


Lou Amundson, PF
 
"Yaptığı işi gerçekten iyi yapıyor, ancak şut konusunda çok çalışması gerek. Çünkü neredeyse hiçbir şutunda ayaklarını aynı düzeyde sabit tutmuyor dolayısıyla şut stili çok istikrarsız. Lige ilk geldiğinde Lou, gördüğüm en kötü şut atan oyuncuydu. Ama onu beğeniyorum ve takımda tutmak isterim. 2.05 boyunda ve 100 kilo, kendisinden 15-20 kilo ve birkaç metre uzun olan oyuncularla eşleşmesine karşın elinden gelenin en iyisini yapıyor. Korkusuz ve iş ahlâkı çok yüksek."


Carmelo Anthony, SF
 
"Sol dizinden ameliyat geçirmesinin ardından ileri düzeyde bir rehabilite programına girdi ve diğer dizinden geçirdiği benzer bir operasyonun ardından sahalara eskisi gibi dönmüştü. Çabuk iyileşen bir oyuncu bu nedenle hazırlık kampına %100 olarak girmesinden başka bir şey beklemiyorum.

"Q gibi Melo da örnek bir lider. Ayrıca üçgen hücuma da giderek daha çok uyum sağlıyor, ve etrafına kurulacak daha iyi bir takımla bizim için hücumda MJ ya da Kobe etkisi yaratabilir."


Andrea Bargnani, PF/C
 
"AB hep bir baş belasıydı ve halen öyle. Sakatlandığı zaman antrenmanlarda temassız çalışmalar yapması gerekiyordu. Hastalığı konusunda numara yapıyormuş gibi görünüyordu ve bu takım üzerinde kötü bir etki yaratıyordu, keza Knicks taraftarlarında da. Sahada olduğu zaman sert ve dirençli kalamıyordu, hücumdan savunmaya geçerken yeterince çabuk değildi ve pick&roll savunması hiç aktif değildi. Yine de, hücumu üçgen hücuma çok uygun ve şut kullanmak için çok fazla çaba sarf etmesine gerek yok. O da vazgeçtiğimiz oyunculardan biri, ancak kalması için gereken finansal koşullar üzerinde anlaşsak da, başka bir takıma gitse de kesin olan bir şey var ve o da AB tam bir bilmece."


Jose Calderon, PG
 
"Hazırlık kampında kendini sakatladı ve aşil tendonuyla ilgili yaşadığı sorun tüm sezon boyunca devam edince bu onu hem fiziksel hem duygusal açıdan çok etkiledi. Dengeli oyunu, muazzam şutu ve karar verme yeteneği sayesinde iyi bir ilk 5 oyun kurucusu. Jose özellikle Melo'yla sahada çok iyi iletişim kuruyor ve onun boş şut kullanmasını sağlıyordu. Jose'nin 26-28 dakikada gibi bir süre almasına bekliyorum, ancak daha iyi bir savunmacıyla onu desteklemeliyiz. Kontratı var ve bizimle olduğu için mutluyum."


Cleanthony Early, SF
 
"İyi oynuyor, ancak birçok genç çocuk gibi o da şut sokarsa iyi oynadığını düşünüyor. Ve onlar gibi o da kendini takıma ve koça iyi olduğu konusunda kanıtlamak için zorlama şut deniyor. Cle'nin anlaması gereken şey, savunmanın onun için kilit faktör olduğu. Onu sahada tutacak şey savunması ve sezonun sonlarına doğru da savunmasını geliştirdi. Tabii ki Cle üç ciddi sakatlık geçirdi bu yüzden sürecinin devamlılığa sahip olmasına ve sahada kendini rahat hissetmesine olanak yoktu. Efektif bir fastbreak oyuncusu olabileceğini düşünüyorum çünkü topu çok iyi bitiriyor. Kolayca rotasyonda yükselip 28-30 dakika süre alabilir. Bu ona bağlı. Ancak üzerinde çalışması gereken birçok şey var.

Halen nasıl profesyonel bir atlet olabileceğini düşünüyor, ve bu anlaşılabilir bir durum. Cle ayrıca ne zaman topu sektireceğini ve ne zaman topu sektirmeyeceğini öğrenmeli. Pas tercihleri iyi değil, tıpkı verdiği kararlar gibi. Oyununda geliştirmesi gereken şeyleri fark edip üzerinde çalıştığı zaman üçgen hücum için iyi bir parça olabileceğini düşünüyor ve umuyorum."


Langston Galloway, PG
 
"6'2 boyunda ve üçgen hücum içerisinde kesinlikle oyun kurucu olarak oynayabilecek bir oyuncu, ayrıca gelecek sezon kontratı da kısmen garantili. Langston iyi karar verdiği zaman iyi şut atıyor ve güzel bitiriyor. Yine de, kalabalığın arasına girdiğinde smaç dışında bir yolla basketi bulabilmeyi öğrenmeli. Offseason'da bacak gücü, sol eli ve pas tercihlerini geliştirmesi gerekiyor.

Langston'ın sahip olduğu ekstra özelliklerden biri de, D-League'den takıma katılan bir çaylak olmasına karşın, takımda iş ahlâkı ile örnek gösterebilecek 3 oyuncudan biri. Diğer iki isim ise Lou Amundson ve Lance Thomas."


Tim Hardaway Jr., SG
 
"Timmy geçen sezon son derece kritik şutlar soktu. Ve sağ el bileğinden sakatlığında süreçte sol el bileği üzerinde çalıştı, dolayısıyla oyunu da gelişti. Yine de sol eli ile pas atmak ve top sürmek üzerine çalışması gerekiyor.

Timmy'nin oyunundaki en kötü özellik muhtemelen berbat savunması. Oyuncularımızın savunduğu adamlarını perdede zorlamasını ve rahatsız etmesini, araya girmeye çalışmasını istiyoruz ki bu da Timmy'nin neredeyse hiç yapmadığı bir şey. Bunun yerine kafasını geriye atıp sanki durumu en iyi şekilde idare ediyormuş gibi bir görüntü çizmeyi tercih ediyor. Timmy'nin bir NBA oyuncusu olması için mental açıdan gelişmesi gerek."


Shane Larkin, PG
 
"Oyununu geliştirdi, ancak bizimle devam edebilmesi için önünde çok uzun bir yol var. Muazzam derecede hızlı ve çabuk ancak bu yeteneğini kullanması gerektiği gibi kullanmıyor. Shane, topu sürüp kendine boş şut yaratmak yerine perdeden sonra zor şut kullanmayı tercih ediyor. Bir başka problem ise çok küçük ellere sahip olduğu için topu kontrol edememesi. Tabii ki her takımın küçük ve hızlı bir oyuncuya ihtiyacı var, ancak piyasada bu tarz özelliği sahip oyuncu sayısı da oldukça fazla."


Ricky Ledo, SG
 
"Kalabalığın içine girdiği zaman topu yere yakın sürmek yerine olabildiğince fazla sektirmeyi tercih ediyor ki bu Ricky'nin oyununu tamamen kötü etkileyen bir durum. Ayrıca zaman zaman kamburmuş gibi göründüğü için oyununu olumsuz etkileyen yuvarlak omuzlara sahip. Ancak yaz ligi takımımızda ona şans vereceğiz ve nasıl oynadığını gözlemleyeceğiz.

Kendisini geliştirmesi için bir offseason programı hazırladık, ve bu programı uygulamak konusunda son derece istekli. Darbeye karşı dayanıklı olmalı ve hemen dengesini kaybetmemeli. Kendisini yeniden takımda görmek isteriz, ama bu yazın ne tarz teklifler alacağına bağlı."


Alexey Shved, SG
 
"Alexey'i oynarken izlemeyi çok seviyorum. Çoğu oyuncu çekingen ve robot vari tercihlerde bulunuyor, ama Alexey içeriye dalıp topu potayla buluşturmaktan korkmuyor. Ayrıca boyalı alanın içinden bulduğu şutlar kesinlikle benzersiz. Soldan penetre ederken, sağ ayağıyla büyük bir adım atıyor ve sağ eliyle penetre etmeye hazırlanıyor. Bunu o kadar hızlı yapıyor ki uzunlar onu yakalamakta çok zorlanıyor. Alexey'nin çoğu şutunun potaya yakından olmasının sebebi buraya gelmeden önce çok fazla oynamamış olması ve hazır durumda olmaması. Saha görüşü ise tabii ki inanılmaz."


Jason Smith, PF
 
"Ne kadar fazla oynarsa, o kadar iyi oynuyor. Sezon başlangıcında Jason'ın bacakları dönerek şut kullanmak için yeterince güçlü değildi, ancak sezon ilerledikçe bacakları güçlendi ve şutları daha efektif hale geldi. Ayrıca yayın gerisinden de şutunu geliştirdi, yani değerli bir stretch 4. Güçlü olduğu yönleri geliştirmesine yönelik bir program hazırladık ve onu çok beğeniyoruz. Dönüp dönmeyeceği piyasadaki değerine bağlı olacak."


Lance Thomas, SF
 
"İlginç bir şut stili ve oyun tarzı olsa da, Lance beğendiğim bir oyuncu. Bunun nedeni ise her açıdan faydalı bir oyuncu olması; iyi bir 3 sayı şutu var bu nedenle bir tehdit yaratıyor, çabuk elleri var ve savunma yapmayı seviyor. Boşluk doldurabilecek tarzda bir oyuncu ve benchten gelip ciddi süre alabilecek biri. Lance, New York'ta oynamak istiyor çünkü çok yönlü hücum tarzımızı seviyor. Birçok takım onun peşinde olacaktır, bu yüzden neler olacağını hep birlikte göreceğiz."


Travis Wear, F
 
"Oyun kurucudan kısa forvete kadar tüm pozisyonları oynayabileceğini, hatta zaman zaman uzun forvette bile verim verebileceğini düşünüyoruz. Topu sürebiliyor ve hızı yeterince iyi, ancak çok çabuk endişeleniyor. Travis, NBA'deki baskılı oyun tarzına karşı çok sıkıntı yaşadı. Ortalama 15 dakika süre almasını sağlamaya çalıştık, ancak yaşadığı sakatlıklar bunun önüne geçti. Yaz Ligi'ndeki performansı ve buraya getireceğimiz oyuncular onun kaderini belirleyecek."

Tabii bir takım için oyuncular dışında da faktörler var.



Derek Fisher, koç
 
"Fish harika bir iş çıkardı. Sahadaki bir oyuncu rolünden komuta eden kişi rolüne geçtiği bu süreçte oyuncuları her zaman destekledi ve onlara karşı pozitifti. Maçlar hakkında değerlendirmeleri ve süre konusundaki tercihleri her geçen gün daha da gelişti. Ama bence Fish'in başardığı en önemli şey maçlar daha ilk çeyrekte kontrolden çıksa bile oyuncuları her zaman sıkı ve istekli oynamaya teşvik etmesi oldu. Bizim için mükemmel bir koç olacağını biliyorum."


Phil Jackson, takım başkanı
 
"Twitter üzerinden yorum yapmamayı öğrendim! Ve çok sosyal bir insan olmasam da, menajerler ve diğer takımların yönetim üyeleriyle iyi ilişkiler kurmayı başardım. Ayrıca koç ekibimizin takıma doğru kültürü ve izlememiz gereken yolu nasıl aktarabileceğini öğrendim. Bu sayede nerede işin içine dahil olup nerede olmamam gerektiğini de öğrenmiş oldum.

Buradan ayrıldığımdan beri Knicks'le her zaman sevgi/nefret ilişkisi yaşadım. Sevgi buraya oynamayı çok sevdiğimden idi. Nefret ise, Bulls her zaman playoff'ta ilerlemek için Knicks'i son derece zorlu geçen seriler sonrası geride bırakmak zorunda kalıyordu. Ancak takımı doğru yönde ilerlemek konusunda teşvik etmeyi başardım. Bu da birbiriyle hem saha içinde hem de saha dışında birbiriyle uyumlu olabilecek yetenekli oyuncular bulmaktan geçiyor. Ayrıca oyuncuların, basketbolun bir eğlence olmakla birlikte aynı zamanda bir iş olduğunu da bilmesi gerekiyor. Yani antrenmandan sonra dinlenen, ne yediğine dikkat eden, partilerde o ekstra 3 birayı içmemeye özen gösteren ve dinlenmek için kendine daima fırsat bulan oyunculara ihtiyacımız var. Bu konudaki değişikliği başarıyla sonuçlandırdığımızı düşünüyorum.

Aynı zamanda düşünceli, yani hakemlere aşırı tepki göstermeyen, nerede ne yapması gerektiğini bilen ve hatta tuttuğu adam skor ürettiğinde moralini bozmayan oyunculara ihtiyaç duyuyoruz. 19 yaşındaki günümüz çocuklarına bu tarz bir felsefeyi aşılamak pek kolay değil.

Gelecek yıl değişecek en önemli şeylerden biri de, savunma planımız. Arka alanda daha fazla baskı yaratmamızı istiyorum. Baskı, tuzak ve potadan uzak tutma. Rakibin guardlarını topla buluşmaları için çaba sarf etmeye zorlama, ki bu onları maçın sonlarına doğru oldukça yorar. Bu tarz şeyler önemli. Zaten potaya 2,5 metre uzaklıkta sıkı baskı uygulanan oyuncular topu potaya götürmekte oldukça zorlanacaklardır. Baskılı savunmalar için takımınızdaki uzunun guardlara yardım etmesi ve rahat hissettikleri yerlerin dışında da doğru kararları verebilmesi gerekiyor. Tabii ki derin ve çabuk bir kadroya ihtiyacımız var, ve bu da bizim için bir başka hedef. Ek olarak, eğer pick&roll sonrası rakip guardın içeriye girmesine izin verirsek, alan savunmasına dönmemizi istiyorum.

Her neyse. Daha önce de söylediğim gibi, ben yapmam gerekeni yaptım ve Fish yapması gerekeni yaptı. Yani sezon, düşünüldüğü kadar felaket geçmedi."

The Phil Files, Part 6: Geleceğe Doğru

Basketbol hakkında daha önce 18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı dizisi ile karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı disizinin altıncı bölümünü okumaya başladınız bile. İlk bölüme buradan, ikinci bölüme buradan, üçüncü bölüme buradan, dördüncü bölüme buradan, beşinci bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.  
--




Tarih: 23 Mart 2015
Knicks'in derecesi: 14-57

Phil Jackson, Noel Arifesi'nden önce görüştüğümüz aynı özel odadaki aynı masada yine oturmaktadır. Odada halen rahatsız edici metal sandalyeler ve duvara monte edilmiş televizyon var. Boğuşulan düşünce bile aynı.

Jackson'ın takım hakkındaki görüşü, geride kalan 3 aydan sonra halen değişmedi.

"Özellikle geçen Cuma kaybettiğimiz Philadelphia 76ers maçı konusunda mutsuzum," diyor Jackson, 76ers karşısında alınan 97-81'lik mağlubiyet hakkında. "Philly'nin savunmadaki baskısı kanat oyuncularımızı zora sokunca, her zaman yaptığımız şeyleri yapamadık. Plan, pivotumuzun yüksek postta topla buluşması, topu oyun kurucunun elinden alması ve arkaya kat eden kanat oyuncumuza pası aktarması yönündeydi. Bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Uzunlarımız post oynayamayacaklarını anlayıp kat yapmayı bile tercih etmedi. Sezonun bu döneminde bu tarz yenilgiler çok can sıkıcı."

Jackson, oyuncuları spesifik olarak değerlendirmeye devam etti. Takas yoluyla Rockets'tan takıma katılan Alexey Shved hakkında, "Şu ana kadar bizim için hoş bir sürpriz oldu," sözlerini kullandı ve ekledi, "Top elinde olduğunda ne yapacağını hiçbir zaman bilemiyorsunuz, ama top elindeyken çok iyi işler yapıyor ve buna ek olarak muazzam bir pasör. İstikrarsız bir şutör, çünkü topu elinden biraz yavaş çıkarıyor yani çoğu isabetsiz atışı şutlarından kaynaklı. Ayrıca o kadar da güçlü değil, bu nedenle en ufak bir müdahale bile onu rahatsız etmeye yetiyor. Bu yaz gücüyle ilgili ne kadar sıkı çalışacağı ona kalmış. Ancak kesinlikle iyi bir takviye oldu."

Uzun süren kötü performansına rağmen, Jackson halen Lance Thomas'ı beğeniyor. Sezon öncesinde hakkında son derece olumlu düşündüğü forvet Quincy Acy'yle ilgili düşünceleri ise pek de iyi değil: "Sıkı çalışıyor, ancak şut kullanmak için çok fazla fırsat arıyor. Sanki hep elinin sıcak olup olmadığını deniyormuş gibi."

Travis Wear gelişiyor, "ama top elindeyken çok endişeli çünkü hata yapmaktan korkuyor."

Langston Galloway ise, "çaylak duvarına tosladığından beri" düzelebilmiş değil.

Jackson, sezonun ilk bölümünün neredeyse tamamını kaçıran Andrea Bargnani'nin geri dönmesinden ve iyi oynamasından ötürü memnun. "O kadar iyi bir şutör ki onu savunan herkes şut fake'ini yemek zorunda kalıyor," diyor Jackson. "Yine de, Andrea penetre ederken neredeyse tamamen dümdüz ilerliyor. Potaya yöneliş doğrultusunu çok nadir değiştiriyor. Ve temas nedeniyle çok fazla sakatlık yaşıyor."

Jason Smith, Jackson'ın en açık yorumladığı isim: "Benchten gelmekten memnun olmadığını davranışlarından anlamak mümkün. Andrea sakat olduğu için ilk 5 başlıyordu, ancak benchten gelmeye başladığından beri şut yüzdesi verimli değil ve savunmada çok yetersiz."

Jackson, Shane Larkin'in geliştiğini düşünüyor ancak oyunundaki bir nokta konusunda halen memnun değil: pivotları besleme. Jackson'ın şampiyonluk yaşamış tüm takımları koca kalçalı ve alçak postta kendine yer açabilen oyuncular bulunduruyordu. Ancak Smith, Bargnani ve Lou Amundson, bu tarz bir fiziğe sahip olmadığından, alçak post oynarken kollarını ve dirseklerini kullanmak zorunda kalıyor.

Genel olarak, sakatlıklardan ve bench oyuncularının ilk 5 süreleri almalarından dolayı, "çoğu oyuncu yorgun, ve çoğu zaman 48 dakikayı kaldıracak kondisyona sahip olamıyoruz."


Dağ gibi olan mağlubiyetler sonrası Jackson ve ekibi yaklaşan draft için daha sıkı hazırlanıyor.


Günümüzün karışıklığı içinde Jackson, gözlerini geleceğe doğrultuyor - özellikle de 1 Temmuz'da sınırsız serbest kalacak oyunculara ve yaklaşan drafta. Knicks'in başarısının -ve Jackson'ın- offseason'da verilecek kararlara doğrudan bağlı olduğu artık bir sır değil.

"Bu draft birçok yüksek seviyede oyuncuya sahip," diyor Jackson. "Beğendiğim çok isim var. Ohio State'den D'Angelo Russell, Duke'tan Jahlil Okafor. Ve Kentucky'den birkaç isim: 6'6 boyundaki guard Devin Booker; lise ve kolej düzeyinde temasa dayalı bir oyun oynayan 7'0'lık Willie Cauley-Stein; ve tabii ki Karl-Anthony Towns."

Genel yargı, Knicks'in üst sıralardan bir seçim hakkı elde etmesi durumunda, Okafor ve Towns ikilisi arasında tercih yapacağı yönünde. Yine de, Kentucky'nin yakın zamandaki maçlarını izlemesi ve birkaç antrenmanını takip etmesinin ardından Jackson, Towns hakkında şunları söylüyor: "Okafor'dan daha iyi bir savunmacı, ancak sezon içerisinde kısıtlı süreler alsa da, sürekli faul problemi yaşıyor. Ayrıca çok üst düzey bir kuvvete sahip değil. Ek olarak, büyük ayakları boyalı alanda manevra yapması konusunda sıkıntı yaratabilir. Yaklaşık 4 yıl içerisinde Towns, Okafor'dan daha iyi bir oyuncu olacaktır ama Okafor şuan NBA'e daha hazır ve bizim en kısa sürede yardıma ihtiyacımız var."

Jackson'ın bir başka beğendiği isim ise, kolej kariyerini Çin'de sürdürmeyi tercih eden 6'5 boyundaki guard Emmanuel Mudiay. "Orada bir sakatlık yaşadı," diyor Jackson, "ve takım arkadaşlarıyla bağ oluşturabileceği kadar birlikte oynamadı, ama çocuk yetenekli ve tam bir takım oyuncusu."

Sezon boyunca saatler süren kasetler izleyen Jackson, draft hakkında da kendisinin "bilgi çalışması" adını verdiği yöntemle bilgiler ediniyor.

"Oyuncuyu detaylı olarak tanıma süreci," diyor Jackson. "Onun için ne önemli? Profesyonel basketbolcu kariyerinin nereye yönelmesini istiyor? Bir lider mi, yoksa lideri takip eden biri mi? Çalıştırabilir biri mi? Yaşadığı evren ne kadar büyük? Örneğin, Mudiay'in ailesi için acilen paraya ihtiyacı vardı ve bu ihtiyacı için Çin'i tercih etti. Bu genç adamın öncelikleri konusunda çok şey anlatıyor."

Ping-pong topunun nereye yöneleceğine bağlı olarak, Phil takas gerçekleştirmeyi de düşünebilir. "Draft hakları takas etme, beğendiğim bir oyuncuyu kadroya katma, ayrıca yıldız seviyesinde bir oyuncuyu veya yıldız seviyesine yaklaşan bir oyuncuyu alma fikirleri kesinlikle mantığa yatkın. Olasılıklar her zaman var, ve her zaman olmaya edecek."

Yine de, NBA'de benimsenen oyun tarzı Jackson'ın offseason'da yapacağı tercihleri doğrudan etkileyecek. "Stretch-4'larla gerçekleştirilen pick&roll ve pick&pop'lar şu anda moda. Bu, uzunların pick&roll ve pick&pop savunmasında guardların içeriye penetre etmesini engellemesi gerektiği anlamına geliyor. Chris Bosh ve Nerlens Noel gibi adamlar bunu yapabilir. David Lee ve Greg Monroe gibi adamlar bunu yapamaz. Bu yüzden takımın bariz ihtiyaçlarına uyum sağlayabilecek doğru oyuncuyu bulmak, harcayacak maaş boşluğuna sahip olmaktan daha önemli. Artı, Marc Gasol ve DeAndre Jordan'ın durumundan emin olmadan hamle yapamayız."

Jackson ayrıca potaya yönelebilen bir guard da istiyor. "Wes Matthews bizim için en uygun parça olurdu, ancak daha önce yaşadığı aşil tendonu sakatlığı her zaman için problem yaratmaya müsait."

Özel odaya ek olarak, bu gece Madison Square Garden'da artık aşina olunan bir durum daha vardı: Knicks bir başka mağlubiyet almıştı, bu kez Memphis Grizzlies'e 103-82 kaybederek.

Yine de, Jackson, halen iyimser:

"Kötü bir durum sonrası düzelen çok sayıda takım var," diyor Jackson. "Örneğin Larry Bird'ü draft ettiğinde Celtics, ya da Shaq ve Penny Hardaway'i kadrosuna kattığında Magic. Yani Knicks fanlarının halen umutlu olması için birçok sebep mevcut."