İlhami'nin Perileri

12 Ağustos 2015 Çarşamba

The Phil Files, Part 2: Uzun Yolu Seçmek

Basketbol hakkında daha önce 18 kitap yazan Charley Rosen, Phil Jackson'ın New York Knicks'te yönetici olarak geçirdiği ilk sezonunda Jackson'la sürekli iletişim içindeydi. Her ay en az 1 gün Jackson'la görüşen Rosen, Jackson'dan Knicks kadrosu ve Knicks'teki yeni takım başkanlığı rolü gibi konularda bilgi edinme fırsatı buldu. ESPN'in derlediği "The Phil Files" yazı dizisi ile karşınızdayım. An itibariyle söz konusu yazı disizinin ikinci bölümünü okumaya başladınız bile. İlk bölüme buradan ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar.
--



Tarih: 12 Kasım, 2014
Knicks’in derecesi: 2-6


Marty, Phil Jackson’ın şoförlerinden biri, ve Jackson’ın Cadillac Escalade*’sini “kamyon” olarak adlandırıyor. 50’li yaşlarının başında ve son derece kuvvetli Marty, New York şehrinde 20 yıldır görev yapan bir dedektif. Gri-beyaz renklerindeki kaşları onu haşin biriymiş gibi gösteriyor, ama kendisi sosyal, açık fikirli ve koyu bir Deadhead**. Hatta o kadar koyu ki, Phil onlar için gerekirse öleceğine yemin ediyor.

Jackson genellikle yolculuk sırasında arabada Marty’nin yanındaki ön koltukta oturur, ancak bu kez bir misafirleri olduğu için; Vassar’dan 30 öğrencinin bulunduğu ve “Din, Kültür, Amerika’da Spor” konularının işlendiği bir sınıfa, yani 57. Cadde’deki apartmana yapılacak yolculukta arka koltukta oturmayı tercih ediyor.

New York Knicks, 2014-15 sezonunda sadece 8 maç oynadı ancak bu gece Madison Square Garden’da Orlando Magic’le oynanacak maça çıkmadan önce 5 maç üst üste kaybederek şimdiden geride kaldı. Jackson, bu sırada takım başkanlığı rolüne halen alışma düzeyinde, ancak kendisi işi yavaş yavaş rayına oturtmaya başladığını düşünüyor.

“Genellikle sabah 6 civarı uyanırım, kendime birkaç krep ya da yulaf ezmesi hazırlarım, sonra da en son çevrimiçi olduğumdan bu yana gelen 20 civarındaki e-mail’i okurum.” diyor Jackson. “Bununla birlikte geçen gecenin maçlarına bakıp, box score’ları da incelerim, ve ligdeki yeni haberlere göz gezdiririm. Sonra ana başlıklara göz atıp, ülke genelindeki haberlere bakarım. Sonrasında ise Marty beni 9 gibi kapımdan alır ve hazırlık yaptığımız Tarrytown’a götürür. Eğer maçlar şehirde oynanmıyorken ben şehirde bulunursam, evde çalışırım ve o günkü planımın nasıl şekillendiğine bağlı olarak MSG’ye akşam 5 veya 6 gibi giderim.”

Jackson’ın yapılacaklar listesinin en başında: genel menajer Steve Mills, genel menajer asistanı Allan Houston ve Jackson’a Chicago Bulls’la 6 şampiyonluk kazandığı süreçlerde tavsiyelerde bulunan Clarence Gauines ile görüşerek, takımda ve ligde neler olduğunu tartışmak yer alır.

“Sonrasında takımdaki tüm koçlara yollamak üzere bir e-mail yazarım.” diyor Jackson. “Belki antrenmanda daha fazla egzersiz yapılmasını, ya da birkaç oyuncunun bazı spesifik konulara yaklaşımları hakkındaki düşüncelerimi aktarmak istiyorumdur. Ama yinede, asla Derek Fisher’ı ya da onun asistanlarını eleştirmem ya da onların görüşünü benim görüşümün gerisinde tutmam. Eğer takım deplasmanda oynayacaksa, ajendamda yer alan sıradaki şey saat 3 civarı apartmanıma dönmeden önce son oynadığımız maçın kasetini izlemek olur.

“Eğer takım ev sahibi ise, ara sıra sabah yapılan antrenmanları izlerim. Yarı saha egzersizlerini, sahanın ortasından izlemeyi severim. Çok burnumu sokmamaya özen gösteririm, ama bu işi zamanında ben de yaptığım için, bazen bir oyuncu bir şeyi yanlış yaptığında karışmadan duramam … Mesela ribaundu aldıktan sonra topu belinde tutmak gibi. Bu tarz bir durumda, içimde halen koçluğa dair bir şey olduğunu “Topu göğsünde tut!” diye bağıracak kadar gösteririm. Ama bu nadiren gerçekleşir.



Phil Jackson'ın günlük rutin işlerinden biri de genel menajer Steve Mills'le iletişim içinde olmak.


“Takım nerede oynarsa oynasın, genelde yarım saatlik bir uyku için apartmanıma gece 3 gibi gelirim. Bu, oyunculuk dönemimdeki rutinime oranla çok erken.

“Ofisime 6:30 gibi geri döner ve ekibimle bir görüşme düzenlerim. Konuştuğumuz konulardan biri de gözlemcilerimizin nerede olduğudur. Bu çalışanlarımız, rakibimizle oynamadan birkaç maç önce onları gözlemlemekle görevlidir. Aynı zamanda takas için uygun olabilecek ya da serbest kalacak oyuncuları da gözlemlerler. Fish her zaman asistanlarını benim kullandığım gibi kullanır – yani her birini; maç kasetlerini ve canlı maçları izlemek, ne zaman bizim takımla oynayacaklarını bildirmek üzere belirli sayıda rakip takım için görevlendirir. Gözlemci ekibi ve asistanlar daha sonra bir araya gelerek bir maç planı hazırlar. Fish, aynı zamanda sıradaki rakibimizin maç kasetlerini izleyerek kendi düşüncelerini belirler ve bu düşüncelerini maça nasıl yansıtacağına karar verir.


“Ayrıca ekibim ve ben, kimin kolej maçlarını izlemeye gittiğini bildiğimizden de emin oluruz. Denizaşırı ülkeleri gözlemleyen ekibin neler yaptığını inceleriz. Tabii bir de tüm bu gözlemcilerin hazırladığı raporlarla ilgilenmek var.”


Jackson’ın maç günlerindeki programı da genelde son derece istikrarlıdır.


“Eğer yüz yüze görüşmem gereken biri varsa, Suite 200’e, yani şirket odasına giderim.” diyor Jackson. “Genelde burası takımın sahibi Jim Dolan’la görüştüğüm yerdir. Pek sık görüşmeyiz çünkü genelde müziğine ve diğer işlerine odaklıdır, bu yüzden basketbol işlerinin halledilmesini bize bırakır. Medyaya konuştuğum zaman, birinin mutlaka söylenilenleri not aldığından emin olurum. Onların tavsiyelerini dinler ve söylediklerini mutlaka gözden geçiririm.


“Maçlar oynanırken genelde Mills, Gaines (eğer şehirdeyse), Houston veya cap uzmanımız Jamie Matthews ile beraber otururum. Bir hakem ya da bir oyuncu işleri berbat ettiğinde zaman zaman duygularıma hakim olamayacak noktaya geliyorum, ama rahat görünmeye ve hislerimi gizlemeye çalışıyorum. Henüz soyunma odasına hiç gitmedim, çünkü orası takımın özel alanı ve benim orada bulunmam dikkat dağınıklığından başka bir şeye yaramaz. Devre arasında, Suite 200’e geri dönerim. Maç bittikten sonra da kısa bir süre için oraya uğrar, sonra evime giderim.”


Knicks'in kayıpları erkenden dağ gibi büyüyerek, Phil Jackson'ın Knicks'teki ilk sezonunu henüz Kasım ayında yokuşa sürer.


Marty, anayol ve arayolları o kadar iyi bilir ki, günün hangi saati olursa olsun trafiği önlemeyi başarır. Jackson, zaman zaman Marty’den geride bıraktıkları şehri tanımlamasını ister. Vassar’ın güneyinde gönüllü olarak itfaiyecilik yapan Marty, genelde geride kalan itfaiye istasyonları ile ilgili söyleyecek bir şeyler bulur. “Bu istasyon yeni bir itfaiye aracı almış. Şu istasyon yeni bir yöneticiyi göreve getirmiş.” gibi…

MSG’deki hava atışına saatler kala, Jackson konuyu çöküşteki takıma getirir. Knicks, Brooklyn Nets’ten yediği 110 sayının yanı sıra savunmada maç başı ortalama 98.4 sayı yemektedir, ve Jose Calderon ile Andrea Bargnani’nin sakatlıkları nedeniyle düzenli olarak ilk 5’ini değiştirmektedir.

Jackson için olumlu noktalardan biri, Amar’e Stoudemire’ın varlığıdır. 32 yaşındaki ismin son üç sezonu sakatlıklarla geçmiştir, ancak şu ana kadar tüm maçlarda forma giymiştir.

“Sürecimizin ilerlemesinde Amar’e çok önemli bir rol oynuyor,” diyor Jackson. “Dizleri görünüşe bakılırsa dayanabiliyor ve kendisi de çok neşeli bir görüntü çiziyor. Bence hücumda nasıl daha rahat edeceğini öğrenecek ve sezon ilerledikçe kuvvetli bir parça haline gelecek.

“Carmelo [Anthony] biraz çöküşte, ama Iman [Shumpert] şu ana dek en iyi oyuncumuz. Topu en iyi savunan ve düzenli olarak penetre edebilen en iyi isim. Eğer Iman bu kadar yüksek seviyede oynamaya devam ederse, onunla yeni sözleşme imzalamak biraz sorun yaratabilir.

“En kısa sürede Calderon’un dönmesi gerek. Şut atabiliyor, boşluğu görebiliyor ve üçgen hücumu organize etmek için yeterli tecrübeye sahip. Ona ihtiyaç duymamızın bir başka sebebi de [Pablo] Prigioni’nin üçgen hücumda pek rahat gözükmüyor olması, tabii bu durum zamanla değişebilir. Prigioni’nin şutu büyük bir artı, ve pozisyonunu değiştirip şutör guard oynama becerisine de sahip. Ayrıca, [Shane] Larkin kısa guardların karşısında durma konusunda oldukça iyi iş çıkarıyor ve azimli bir oyuncu, ama basketi bulmak için fazla kısa. Backcourt’un durumu çok karışık, D-League takımında Langston Galloway isimli bir combo-guard var, o NBA için hazır ve başka bir takım onunla anlaşmadan önce erken davranılarak sözleşme imzalanmalı.



Sadece 8 maç oynanmışken daha şimdiden 5 maç üst üste kaybeden Knicks, Magic'le MSG'de karşı karşıya gelmektedir.


“Bakalım başka neler var? Jason Smith pozisyonunda kendine avantaj yaratabilecek kadar güçlü değil. Dizinden bir operasyon geçirdi ve halen iyileşme sürecinde. J.R. [Smith] benchten geldiği için yok sayılıyormuş gibi duruyor. Oyuna girdiğinde, soğumadan önce eline ilk top geldiğinde şutu bulmaya çalışıyor. J.R.’ın bizim için rolü büyük ve umarım eksikliğimizi giderebilir.”

Marty bizi 130 yaşındaki apartmanın önünde bırakıyor. Şık lobide üniformalı bir kapıcı, mermer sütunlar, mermer duvarlar ve upuzun bir kırmızı halıyla kaplı merdiven bulunuyor.

“Yerimizi seviyorum.” diyor Phil, hoş geldin yazılı paspası geçmeden önce ayakkabılarımızı çıkarırken. “Kişisel bakımımla ilgilenen kayropraktörüm*** sadece bir blok ötede, pazar alışverişimi sadece 5 dolar fazla ödeyerek e-mail yoluyla yapabiliyorum ve metro o kadar yakındaki ki bazen orayı kullanıyorum. Sokakta yürürken, insanlar bana iyi dileklerini iletiyor ve takımın yapısıyla ilgili beni yönlendiriyor. Yeniden New York’ta yaşamak bana fazlasıyla keyif veriyor, ancak kış geldiğinde ne olur bilemem. Ve kesinlikle bir paltoya ihtiyacım var.”

Jackson; 3 yatak odalı, salonunda ve yemek odasında çeşitli şöminelerin bulunduğu, banyosunda ise mermer bir küvetin yer aldığı 3 bin m2’lik evi için 4,5 milyon dolar ödedi. Stili ve tarzı, muhtemelen en iyi “elit ve çağdaş” olarak tanımlanabilir. 3 kızından biri olan Chelsea, bir tasarımcı ve Phil’in günlük meditasyonlarını gerçekleştirdiği misafir odasının dizaynından sorumlu. Salonda çok sayıda ilginç tablolar ve çerçeveletilmiş posterler yer almakta, ancak koridordaki uzun ve geniş galerinin onur bölümünde, Jackson’ın yaşadığı her yerde olduğu gibi, uçurtma uçuran bir çocuğun tablosu var.

Gerek Playa del Rey’deki yazlığı olsun, gerek Montana’daki köy evinde olsun, gerekse de burada, New York’ta olsun; Jackson her zaman evinde müzik çalan gizli hoparlörler bulundurur. Klasik müziğe olan ilgisi kalıcı olan Jackson’ın bu konudaki favorileri Glenn Miller, Tommy Dorsey, Van Morrison ve Dave Brubeck. Şu anda ise sırada Louis Armstrong’un ilk kayıtları var. Knicks’le ilgili çeşitli yorumların arasında Phil, hep internette dolaşarak çeşitli yazarların ünlü olmadan önceki fotoğraflarını arar ve bulur.

“Hatırladın mı?” diye sorar, gerçekleştirdiği son keşfi göstererek.

Hayır.

Ernest Hemmingway.

“An itibariyle, hücumda ne yaptığımızı bilmeden hareket ediyoruz. Çok fazla zikzak çiziyoruz ve yeterli düzeyde penetre etmiyor ya da post-up skoru üretmiyoruz.

Rudyard Kipling.

“Draft ya da serbest piyasa farketmez, ilk takviye önceliğimiz bir pivot olmalı.”

Edgar Allan Poe.

William Faulkner.

O akşam Knicks, maçın bitimine 4.3 saniye kalan Orlando karşısında 2 sayı geridedir. Mola sonrası, Prigioni’nin kenardan topu Anthony’le buluşturmasında karar kılınır. Ancak bunun yerine top, Smith’le buluşturulur ve 7.5 metreden atılan şut çembere dâhi değmez.

Magic maçı 97-95 kazanır.

Apartmana dönülürken Jackson’ın sözleri, “Carmelo adamından kurtulmuştu, boşa çıkmıştı ve topu istemişti. Hem Prigioni hem Smith onu kaçırdı.” şeklindedir.

Zorlu mağlubiyet acı vericidir. “Koçluk yaparken hissettiklerimin yanından bile geçemez.”

Jackson arabadan dışarıya adımını atarken şunları söyler:

“Neyse, sağlık olsun. Şanssızlık en iyi öğretmendir.”


*Bir araba markası.
**Grateful Dead isimli rock grubunun fanlarına verilen ad.
***Masaj, rehabilite gibi işlerle ilgilenen kişi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder